Enflasyon Türleri

Daha önceki yazılarımızda en temel anlamıyla enflasyonu tanımlamış sonrasında ise enflasyonun nasıl hesaplandığına değinerek fiyat endekslerine değinmiştik. Şimdi ise enflasyonun çeşitli görünümlerini irdeleyerek enflasyon çeşitlerini ele alacağız.

Ekonomideki karar birimlerinin her biri için enflasyon son derece önemli bir kavramdır. Bu anlamda aşağıda açıklanacak olan enflasyon çeşitleri ekonominin tüm karar birimlerini doğrudan ya da dolaylı olarak etkiler.

EKONOMİDEKİ KARAR BİRİMLERİ

Enflasyonun çeşitli görünümlerini açıklamadan önce kısaca ekonomideki karar birimlerine değinmekte fayda görüyoruz. Ekonomik işleyişin geneline hitap eden 4 adet karar birimi bulunur. Makro ekonomik kavramların temelini oluşturan bu karar birimleri: hane halkı (tüketiciler), iş sektörü (firmalar), kamu sektörü (devlet), dış alem (ithalat-ihracat vs)’dir. Bu bağlılığa bir örnek vermemiz gerekirse söz gelimi reel sektörde (üretim sektörü) firmalar arz eden (üretim yapan) tarafta bulunurken hane halkı ise talep eden (ürünleri alan) tarafta yer alırlar. Emek piyasasında ise bu tam tersi bir durum ifade edebilecektir. Nitekim emek piyasasında firmalar emek talep eden (işçi çalıştırmak isteyen) bir durumda hane halkında yer alan gerçek kişiler ise emek arz eden (çalışan) konumda bulunmaktadırlar.

TALEP ENFLASYONU

Ekonomideki karar birimlerini kısaca açıkladıktan sonra enflasyon çeşitlerine talep enflasyonu tanıyarak başlayalım. Talep enflasyonu en temel anlamıyla arzın talebi karşılamaması durumudur. Bunu biraz açmak gerekirse yukarıda anlatılan ekonomik karar birimlerinden firmaların ürettiği ürünlerin (üretim kavramını arz olarak düşünebiliriz bu açıklamalarda) hane halkının talebine yetmemesi durumu talep enflasyonunu doğurur.

Talep enflasyonun nedenleri ve mücadele yöntemleri hakkında Talep enflasyonunun sebepleri ve mücadele yöntemleri başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

MALİYET ENFLASYONU

Talep enflasyonuna değindikten sonra yine ekonomiler için büyük bir problem anlamına gelen maliyet enflasyonu kavramına değinmemiz gerekiyor.

Yukarıda ifade ettiğimiz üzere talep enflasyonu üretimin talebi karşılamama durumuydu maliyet enflasyonu ise üretim aşaması ile alakalı bir kavramdır. Firmaların üretim aşamasında; üretim amacıyla çalıştırdıkları işçiler, üretim ile ilgili kullandıkları hammaddeler gibi maliyetleri mevcuttur. İşte üretim aşamasında hammadelerin fiyatlarının artması, işçi ücretlerinin artması sonucu firmalar üretimi azaltma yoluna gitmesiyle beraber ortaya çıkan ekonomik probleme maliyet enflasyonu denir.

Maliyet enflasyonunun arz-talep eğrisi kapsamında oluşum grafiği, maliyet enflasyonun sebepleri, maliyet enflasyonu ile ilgili çözüm yolları için Maliyet enflasyonunun sebepleri ve mücadele yöntemleri başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

SÜRÜNEN ENFLASYONDÖRTNALA ENFLASYON – HİPER ENFLASYON

Enflasyon çeşitlerinde bir başka ayrım ise enflasyon oranının sayısal değerine göre yapılmıştır. Buna göre bir ekonomide enflasyon oranının yüzde 2, yüzde 6 gibi tek haneli rakamlardan oluşmasına sürünen enflasyon (ılımlı enflasyon) denir.

Enflasyon oranının yüzde 30, yüzde 60 gibi çift haneli rakamlara çıkması durumunda ise dörtnala enflasyon (aşırı enflasyon) kavramı gündeme gelir.

Ekonomiler için adeta bir facia demek olan hiper enflasyonda ise enflasyon oranı yıllık %2000 %4000 gibi rakamlara ulaşır. Hiper enflasyon konusunda bir başka tanım ise Philip Cagan tarafından yapılmıştır. Buna göre enflasyon oranının 1 yıl boyunca her ay %50’yi aşması durumunda “hiper enflasyon” ortaya çıkar.

Dünya ekonomilerinde yaşanan hiper enflasyon örnekleri için “Dünya ekonomisinde yaşanan hiper enflasyon krizleri” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

İTHAL ENFLASYON

Enflasyon türlerinden bir başkası ise ithal enflasyondur. İthal enflasyon üretim sürecinde özellikle hammadde anlamında dışarıya bağlı olan ülkelerde meydana gelen bir kavramdır. Petrol ve doğalgaz gibi ürünlerde dışarıya bağımlı ülkelerde, üretim yapan ülkenin kendinden bağımsız olarak artan emtia fiyatları dolayısıyla enflasyon fiyatlarında artış olması sonucunda fiyatların artması ithal enflasyona örnek olarak verilebilir. Hatırlanacağı üzere TÜFE hesaplamalarında ithal ürünlerde yer alıyordu. Buna göre hammadelerde dışarıya bağımlı ülkelerde ithal enflasyonun görülme ihtimali de artıyor diyebiliriz.

KAR ENFLASYONU

Kar enflasyonu ise rekabetin yok olmasıyla beraber firmaların rahatlıkla fiyatları yükseltebilmesinden dolayı ortaya çıkan fiyat artışları ile söz konusu olan enflasyon türüdür. Buna örnek olarak ise Ankara ile Kırşehir Kaman arasında faaliyet gösteren tek başına bir otobüs firmasının başka hiçbir firmanın bu bölgede faaliyette bulunmaması sebebi ile fiyatı 10 liradan 30 liraya çıkartması ve yolcuların başka alternatifleri olmaması sebebiyle bu fiyat artışını kabullenmek zorunda kalması örnek gösterilebilir.

Enflasyonun Hesaplanması ve Fiyat Endeksleri

Bir önceki yazımızda En temel anlamda enflasyon nedir? sorumuza yanıt aramış ve iktisat terimlerinden olabildiğince uzak kalarak enflasyonun tanımını yapmıştık. Şimdi ise biraz daha makro iktisat tabirleriyle yine olabildiğince anlaşılır bir şekilde enflasyon konusuna devam etmek niyetindeyiz.

FİYAT ENDEKSLERİ

Fiyatlar genel seviyesindeki sürekli artışa verilen isim olan enflasyonun hesaplanmasında çeşitli yöntemler bulunmaktadır. Enflasyon hesaplamasını anlamamız için öncellikle fiyat endeksleri tabirine değinmek gerekir. Bilindiği üzere bir ekonomide çok fazla mal ve hizmet bulunmaktadır. Nitekim daha öncede belirtildiği üzere enflasyon mal ve hizmetlerin tek tek fiyatlarının artması değil, bir bütün olarak fiyatlarının artması anlamına gelmekteydi. Bu noktada fiyat endeksleri ise çok fazla olan mal ve hizmetleri belirli sepetler oluşturmak suretiyle enflasyonun hesaplanmasını kolaylaştıran iktisat terimidir. En temel anlamıyla fiyat endekslerini formüle etmek gerekirse;

Fiyat endeksi= (Mal sepetinin şu anki fiyatı / Mal sepetinin baz alınan yıldaki fiyatı) x 100

Bu formüle örnek vermek gerekirse: diyelim ki içerisinde kırmızı et, pinpon topu ve inşaat çivisinin bulunduğu bir sepet ile fiyat endeksi hesaplamak istiyoruz. Ekonomide 100’er adet ürün bulunduğu varsayımı altında; kırmızı et (kg), pinpon topu (adet) ve inşaat çivisinin (adet) şu anki fiyatları sırasıyla 40 TL, 4 TL, 2 TL olsun. Geçtiğimiz yıl ise aynı ürünlerin fiyatları sırasıyla 30 TL, 2 TL, 1 TL olduğu varsayılsın. Bu durumda sepetimizdeki ürünlerinin şu anki fiyatlarının toplamı: (40×100 + 4×100 + 2×100) = 40.600 TL olacaktır. 1 yıl önce ise aynı ürünlerin fiyatları (30×100 + 2×100 + 1×100)= 30.300 TL olacaktır. Çıkan sonuçları formülümüzde yerine koyduğumuzda ise (40.600 / 30.300) x 100 = 133,90 sonucu çıkacaktır. Bu sonuç şu anlama gelir; kırmızı et, pinpon topu ve inşaat çivisinden oluşan sepetimizin fiyatı geçtiğimiz yıla oranla yüzde 33,90 zamlanmıştır.

TÜFE

Bu örnek sonrasında fiyat endeksi çeşitlerine değinmek gerekiyor. Aslında yukarıda formüle edildiği şekilde endeks kelimesi bir çok farklı çeşidi barındırmaya açık bir bir kavramdır. Lakin biz burada enflasyon hesaplamalarında en çok kullanılan endekslere değineceğiz ki burada gündelik hayatta hepimizin aşina olduğu ama bir çoklarının ne demek olduğunu bilmediği terimler karşımıza çıkacak. Bunlar TÜFE, ÜFE ve Deflatör olarak sıralanabilir.

İlk olarak açılımı Tüketici Fiyat Endeksi olan TÜFE’ye değinelim. Günümüzde sıklıkla duyduğumuz TÜFE; hane halkının en çok kullandığı mal ve hizmetlerden oluşan bir sepettir. Bu sepetin içerisinde gıda ürülerinin yanı sıra dayanıklı tüketim malları (beyaz eşyalar gibi) sağlık ve kültürel harcamalar, sağlık harcamaları gibi çok çeşitli harcama kalemleri yer alır. TUİK hesaplamalarında sıklıkla karşılaştığımız TÜFE kavramına göre enflasyon artışı bu sepette bulunan ürünlerin fiyatlarının artması sonucu doğar.

Burada hemen yeri gelmişken yukarıda TUİK sayfasından alınan haziran ayı enflasyon verilerinde yer alan ‘özel kapsamlı tüfe göstergesi’ni tanımlayalım. Bir diğer adıyla ‘çekirdek enflasyon’ demek olan özel kapsamlı tüfe göstergesi’ fiyatlar genel seviyesinde meydana gelen artışları sürekli kılan unsurları tespit etmek için dışsal etkilerden arındırılmış, mal ve hizmet ya da özellikle girdilerden oluşan bir enflasyon hesaplama yöntemi olarak tanımlanabilir. Bu anlamda TUİK raporunda da belirtildiği gibi dışsal etkilere açık olan enerji, yine devletin regülasyon faaliyetleri gereği erdemsiz mallardan olan sigara gibi ürünlerdeki zamların hariç bırakılarak enflasyonun hesaplaması sonucu ortaya çıkan göstergedir.

ÜFE

Bu açıdan enflasyon hesaplamalarında kullanılan bir diğer endeks türü ise açılımı Üretici Fiyatları Endeksi olan ÜFE’dir. Yukarıda açıklandığı üzere TÜFE tüketicilere yönelik fiyat artışlarını incelerken ÜFE ise üretim mallarından oluşan sepet üzerinden enflasyonun hesaplanmasını içerir. Bu endeks üreticilerin sıklıkla kullandığı mallardan oluşur. ÜFE, ticari işlemin ilk gerçekleştiği anda geçerli olan fiyatı esas alır.

GSYİH Deflatörü

Enflasyon hesaplamalarında kullanılan 3. endeks türü ise GSYİH deflatörüdür. Deflatörü TÜFE ile kıyaslama yaparak tanımlamak daha doğru olacaktır nitekim deflatör ile tüfe mal sepetlerinin içerdiği ürün ve hizmetler bakımından farklılık göstermekle beraber hesaplama yöntemi anlamında herhangi bir farklılık içermezler.

Bu anlamda deflatör ülkedeki tüm nihai mal ve hizmetleri kapsaması itibari ile en geniş fiyat endeksidir. Deflatörün gayri safi yurt içi hasıla olarak vurgulanmasının sebebi ülke sınırları içerisinde üretilen mal ve hizmetleri içermesinden kaynaklıdır. Bundan dolayıdır ki TÜFE içerisinde ithal mal ve hizmetler bulunurken deflatör ithal mal ve hizmetleri içermez. Deflatör hesaplanması zor bir endeks olsa da enflasyon anlamında en doğru sonuçları veren endeks olarak bilinir.

Deflatör ve TÜFE farkına değindikten sonra son olarak Las peyres ve Paasche fiyat endekslerine de değinerek konuyu tamamlayalım.

Las peyres endeksi her yıl değişmeyen sabit mal ve hizmetlerden oluşan sepetlerken, Paasche endeksi ise ekonomide üretilen mal ve hizmet miktarı değiştikçe her yıl değişen sepetlerdir. Bu anlamda TÜFE sabit sepete örnekken (Las peyres endeksi) deflatör ise (Paasche endeksi) sabit olmayan sepetlere örnektir.

En Temel Anlamıyla Enflasyon Nedir?

Küçüklüğümüzden bu yana hep duyduğumuz çok da aşina olduğumuz bir tabirdir ‘enflasyon’ kelimesi. Öyleki üniversite eğitimimde makro iktisat dersi alana kadar etrafımda kahvehanelerde, otobüs duraklarında, kasap dükkanlarında her yerde duyardım enflasyonu. Hep de merak ederdim nedir bu enflasyon diye.

Enflasyon benim için ekonomiden hiçbir dönem memnun olmayan babamın ‘Paranın hiç değeri kalmadı.’ sözüyle ilintiliydi. Nitekim ‘paranın değeri’ konusu sonrasında muhakkak enflasyona bağlanıyordu.

Aslında iktisat temellerimi bir anlamda doğru attığımı fark ediyorum. Nitekim yıllar sonra tüfeler, üfeler, çekirdek enflasyonlar, paasche endeksleri, las payres endeksleri falan filan derken bütün teknik terimlerin aynı noktaya çıktığını gördüm. Aslında enflasyon demek en temel anlamıyla küçükken öğrendiğim ve başta babamın, kasapların, kahvehanelerdeki amcaların dilinden düşürmediği paranın değerinin azaması demekti.

Peki bu kadar basit mi? Elbette hayır. Bir iktisat terminolojisi olarak enflasyon fiyatların ‘sürekli’ olarak yükselmesi anlamına gelir. Sürekli kelimesini tırnak içine aldım nitekim kitaplarda yine en çok altı çizilen unsur bir ekonomide enflasyonun oluşabilmesi için fiyatların yükselmesi yetmez fiyatların ‘sürekli’ olarak yükselmesi gerekir.

Bu sürekli artışı örneklendirmemiz gerekirse cebimizde 100 lira paramız var, elmanın kilo fiyatı ise 2 lira. Bu durumda biz cebimizdeki para ile 50 kilogram elma alabiliyoruz ki sonraki yazılarda da değinileceği üzere ekonomide buna ‘reel ücret’ denir. Diyelim ki 6 ay geçti ve elmanın fiyatı 2,5 lira oldu. Bu durumda cebimizdeki 100 lira ile 6 ay sonra 50 değil 40 kilogram elma alabileceğimiz gerçeği ortaya çıkacak ve yukarıda bakkal amcaların, kahvehanelerdeki amcaların dediği gerçek ortaya çıkacak: paramız değer kaybedecek ve enflasyon ortaya çıkmış olacak.

Peki burada ‘fiyatlar genel seviyesinin’ sürekli olarak yükselmesi ne demektir? Daha sonraki yazılarımızda değinileceği üzere enflasyon, fiyatlar belirli bir yıl baz alınmak suretiyle hesaplanır. Diyelim ki biz 1 ay önceki elma fiyatımızı 2 lira olarak baz aldık ve 1 ay sonra enflasyonumuzu tekrar hesaplayacağız işte bu 1 aylık sürede elmanın bazı marketlerde 3 lira olması ya da dalgalanarak 5 lira olması sonra tekrar 3 lira olması gibi süreçler bizi ilgilendirmiyor. Biz ilk baz sepetimizde 2 lira aldığımız elma fiyatını 1 ay sonra aynı markette ve aynı koşullarda ne kadar olduğuna bakıyoruz. 1 ay sonra baktık ki fiyatımız 2,5 lira olmuş işte bu durumda ‘süreklilik’ koşulu gerçekleşmiş ve enflasyon ortaya çıkmış oluyor. Tabi bu yalnızca elma için verdiğimiz mikro bazlı bir örnek, yine yukarıda tırnak içine aldığımız ‘fiyatlar genel seviyesi’ ibaresi ise enflasyonun hesaplanırken farklı ürünlerin bir sepette yer almasını ve tek tek ürünlerin fiyatlarının yükselmesi değil ‘genel seviyenin’ yükselmesi ile oluşacağı anlamına geliyor. Burada aklımızda kalması amacıyla ekonomi terminolojisinden çıkılarak basite indirgenip örnek verilmiştir.

Bu yazıda enflasyonu en temel anlamıyla anlatmak amaçlı olabildiğince iktisat terminolojisinden uzak kalarak tanımlamaya çalıştık. Bir sonraki yazıda ise daha teknik olarak enflasyon çeşitleri, enflasyon hesaplama yöntemleri gibi detaylara değineceğiz.