Daron Acemoğlu’nun Türkiye Ekonomisi Üzerine Değerlendirmeleri

Bu yazımızda Sabancı Üniversitesi tarafından organize edilen bir finans programı için Türkiye’ye gelen Sayın Daron Acemoğlu’nun Bloomberg HT televizyonuna verdiği mülakattan derlediğimiz son dönemdeki Türkiye ekonomisi ile ilgili yorumlarını yayımlayacağız.

Daron Acemoğlu Kimdir?

Daron Acemoğlu Galatasaray Lisesi mezunudur. Kendisi şu anda Massachusetts Institute of Technology (MIT)’de profesörlük görevini ifa ediyor. Acemoğlu 2005 yılında Amerika’da 40 yaşının altında ekonomistlere verilen John Bates Clark ödülünün sahibi oldu.

Ki bu ödül Nobel’e giden yolda bir basamak olarak görülüyor. Daron Acemoğlu dünyada en çok alıntı yapılan 10 ekonomist arasında gösterilmektedir.

İSTİHDAM

İstihdam şu an için en önemli kavram çünkü Türkiye gibi bir ülkenin zenginleşmesini bir kaç şirketin üzerinden değil tüm halkının parçası olduğu bir süreç şeklinde yapması lazım gelir. Bu yüzden istihdam şarttır. Çünkü eğer insanlar iş bulamıyorsa, doğru işi bulamıyorlarsa ya da işlerinde ücret artışı yoksa bu halde gerçekleşen bir ekonomik büyüme bize refah getiren bir büyüme olmaz.


Türkiye’de istihdamın olmamasının en büyük nedeni sanıldığı gibi psikolojik ya da tembellik üzerine kurulu değildir. Sebebi kesinlikle bizim yatırımlarımızın verimliliği arttırmaması ve eğitim sistemimizin nitelikli olmamasından kaynaklanmaktadır. Yani istihdamı arttırmak için orta vadede ve hemen başlamamız gereken şeyler teknolojiye daha ağırlık vererek doğru teknolojileri üretkenliği arttıracak şekilde kullanarak daha üretken sektörlerde talebi arttırmak ve aynı zamanda nitelikli iş insanları iş dünyasına sokarak bu açılan fırsatlardan yararlanmalarını sağlamaktır. Biz eğer okullarımızda yanlış bilgiler verirsek, doğru bilgilerin paylaşılmasına müsade etmezsek tabiki istihdam yaratmakta çok zorlanırız.

ENFLASYON

Enflasyon şu an yaşadığımız bütçe açığının ve son zamanlardaki ekonomik büyümemizin düşük kaliteli olmasının bir sonucudur. Burada şu soruyu sormak gerekiyor, Türkiye nasıl büyür? Eğer 2002-2007 senelerine bakarsanız Türkiye’nin büyümesinin verimliliği arttırarak yapılan bir büyüme olduğunu görürsünüz. Yani biz bu süreçte her koyduğumuz kaynağı daha iyi kullanıp büyümeyi başardık. Bu yıllarda ekonomik büyümede başarı sağlayan diğer ülkelere bakarsanız onlar da aynı şekilde verimliliği arttırarak büyüdüler. Son 10 senede ise Türkiye’nin ekonomik büyümesinde maalesef verimliliğin artışı yok. Büyüme bir tek kamu harcamaları ve kredi ile alınan eşyalar (ki cari açıkta buna bağımlı, enflasyonda buna bağımlı) ile sağlanıyor. Ki bunun sonucu olarak üretkenliği arttıramadığımız için enflasyon ve cari açık ile uğraşıyoruz. Tabiki üretkenliği arttıramamamızın nedeni ise kaynaklarımızı doğru kullanamamaktan kaynaklanıyor.

Ben enflasyon ile ilgili şu anki durumu iyi görmüyorum. Çünkü şu anda bütçe açığını kapatmak için güzel bir stratejimiz yok. Bütçe açığı kapanmadığı sürece enflasyondaki baskı da devam edecek. Vurgulamak istediğim şu ki enflasyon çok önemli çünkü insanların cebine giren paranın insanlara sağlayacağı refah çok önemli. Ama söylemek istediğim biz enflasyonla çarpışıp onu yeneyeceğiz diye bir şey yok. Bizim alttaki problemlerle uğraşmamız gerekiyor. Enflasyonu durdurmak için fiyatların artışını da zorla durdurursanız çok daha kötü olur. Yapılması gereken yukarıda da sürekli vurguladığım gibi üretkenliği arttırmak, bütçe açığını azaltmak (ki bütçe açığı bankacılıktaki problemler çözülmezse çok daha kötü duruma gelebilir) yani bunu çok ciddi daha kötü hale getirecek şeyler varken bizim doğru yapısal problemlerle bir an önce ilgilenmemiz lazım.

Türkiye’de ne işte ne de eğitimde olan genç nüfus oranının %32.8 olması.

Bunun asıl sebebi elbette kaynaklarımızı kullanamamız. Ki bunu çok daha fazla vurgulamamız lazım. Türkiye’nin kaynağının yarısı kadınlarda biz bunu kullanmıyoruz. Peki neden? Biz yeterince verimli iş alanı yaratmadığımız için kimseye iş yok. İstihdamı arttıramamamızın nedeni kadınların da iş dünyasına yeterince girememeleri ile alakalı. Biz ayrıca kurumsal olarak da kadınlara yeterince yardım etmiyoruz.

YENİLİKÇİ ŞİRKETLERE OLAN İHTİYAÇ

Dünyanın her tarafına bakarsanız büyüme çok dinamik bir süreçtir. Yeni şirketlerin gelip eskilerin yapmadığı şeyleri yapması ve olan şirketlerin yeni teknolojiler yeni ürünler ortaya çıkartıp bu değişimin parçası olması lazım. Her zaman her yerde üretkenlik ve büyüme bu şekilde gelişir. Ama bu tür şeylerin olması için yatırım ve kurumsal destek söz konusudur. Eğer yatırım olmazsa bütün bunlar nasıl olacak? Kurumsal destek olmazsa, örneğin ben korkuyorum ne olacağı belli değil, yanlış bir şey yaparsak batarız, yargıya düşersek ne olacağı belli olmaz düşünceleri bütün bunlara ket vurur. Bence 2000’lerin başlarındaki başarısı Türkiye’nin bu engelleri aşabildiği içindi. Bugün olanlar ise bu engellerin git gide artması ve engelleri aşamamızdan kaynaklıdır.

REÇETE

Reçetenin en önemli şeyi Türkiye’deki şirketlerin aşırı borçlu olan hallerin bir şekilde çözülmesi gerekiyor. Bu şirketlerden başlayacak, bankacılığa gelecek ki özellikle devlet bankalarına gelecek. Bu şekilde şirketlerin sağlığı iyileştiği zaman aynı zamanda ummamız lazım ki yabancı sermaye daha fazla gelmeye başlayacak. Kaliteli ve uzun vadeli yabancı yatırımcılara ihtiyacımız var. Ancak yabancı sermayenin gelmemesi için bir tek borçluluk sorununu çözmemiz gerekmez. Aynı zamanda ülkenin yapısal problemlerini çözmemiz gerekiyor. Daha iyi yargı daha iyi bürokrasi, daha iyi teknoloji, daha fazla demokrasi ve daha iyi kurumlar..